Projenin Amacı

Bu projenin amacı lise 11. ve 12. sınıflarda okutulan felsefe derslerinde,  sorgulama yapabilen, farklı fikirlere saygı duyan, tartışma kültürü edinen, özgün, bağımsız, insan düşüncesindeki değişim ve gelişimin farkında olan, eleştirel ve mantıklı düşünme ile yorumlama yeteneğini geliştirmeye katkıda bulunan aktif öğretme yöntem ve tekniklerinin uygulanmasını ve yaygınlaştırılmasıdır. Ayrıca, Felsefenin kendine özgü olan Felsefi Kavram ve Bilgi Edinimi, Akıl Yürütme, Sorgulama, Argümantasyon, Analitik Düşünme,  Eleştirel Düşünme, İfade ve Yazma Becerisi, Felsefi Okuryazarlık, Özgün Fikirler Üretme gibi özel kazanımlarında aktif öğrenme ile günlük hayata uygulanabilirliği planlanmıştır. Felsefenin ne olduğu, günlük yaşantımızda diğer bilgi türleri ile olan ilişkisi veetkisinin projenin yürütülmesi açısından önemlidir. Bu nedenle felsefe derslerinde, tüm hayatımızı kucaklayacak eleştirici ve sorgulayıcı düşünme yöntemlerin öğrenilmesini hedefledik. Tüm bu süreçte yaşamsal bir ilke olarak değerleri bir kenara bırakmamız mümkün değildir. Projenin her aşamasında ve etkinliklerinde, Saygı, Sevgi, Adalet, Özgürlük, Dürüstlük, Öz Denetim, Sabır, Sorumluluk gibi değerleri yaşam biçimine dönüştürmeyi ve bunları öğretmenlerin benimsenmesini öğrencileri ile birlikte yaşam biçimleri olmasını düşündük..Proje ile ülkemiz okullarında görev yapa, mesleklerinde ki 10. İle 25. Yılını çalışan Felsefe Öğretmenlerine yukarıda saydığımız niteliklere uygun olarak eğitim verilmesini hedefledik.

Felsefe (philosophia) terimi ilk kez, İlk Çağ’ın ünlü Yunan matematikçisi ve filozofu Pythagoras (Pisagor), (MÖ 580-500) tarafından kullanılmıştır. Buna göre felsefe kelime anlamı olarak bilgelik sevgisi ya da hikmet arayışı demektir. Bilgelik (hikmet) ise varlık, bilgi ve değer üzerine tam ve bütün bir bilginin ortaya çıkması veya bir insanın böyle bir bilgiye sahip olabilecek ölçüde olgunluğa ermesi hâlidir. Kelime anlamının gereği, Felsefe, İnsan, Doğa ve Evren üzerine düşünme faaliyeti olarak karşımıza çıkar. İçinde yaşadığı varlık alanını anlamlandırmaya çalışan insan varlığı, felsefe ile bağlantısını güçlü tutmalıdır. Böylelikle felsefe bilim, din, sanat, ahlak, varlık gibi alanlarda refleksif tavır sergiler. Bu tavır sayesinde bilgi türleri mercek altına alınır ve kendilerini kontrol edecek ve geliştirecek mekanizmaları kurar. Bunların olabilmesi için felsefe bireylerin yaşam biçimi olmalıdır. Felsefeyle bağı olan herkes felsefenin doğrudan doğruya insanı kendine konu edindiğinin farkındadır. Felsefe ya insanın bilgisine, eylemlerine, sanat vb. ürünlerine, ya hukuk düzenine, ya insanlar arasındaki farklı karşılaşma türlerine ya da insanın varoluşuna ya da hepsine birden yönelir. Özetle, felsefenin konusu insan ve insan eylemleridir, onların ardındaki değerlerdir.

Felsefe ne zaman ve nasıl başlamalıdır? Felsefi tavır bireylere nasıl kazandırılır? Felsefenin günlük yaşamımızdaki yeri ne olmalıdır? Felsefe ve eğitim ilişkisi nasıl güçlendirilir? Soruları için harcanan çaba felsefi bakış açımızın gelişmesini sağlayacaktır. Bu projede amaç felsefe eğitimi sayesinde eleştirici tavrı bireylere kazandırılmasında rehber statüsündeki ders öğretmenlerinin alışkanlıklarını yeni öğretme yöntemleri ile zenginleştirmektir.

 Felsefe eğitiminin insanın eğitilmesinde önemi olukça fazla olmasına rağmen ülkemizde felsefe dersleri kuramsal bilgiler yığını olarak ele alınmakta ve ezberlenerek geçiştirilebilecek bir ders olarak görülmektedir. Bu da öğrencilerin düşünmesini oldukça sınırlandırmakta ve yaşam ile düşünce arasındaki ilişkiyi engellemektedir (Kefeli, 2011). Ayrıca felsefenin sadece tarihsel süreçte filozofların görüşlerinin bilinmesi olarak gösterilmesi, günlük yaşamdaki konu, olay ve durumlarla bağlantı kurulmadan monotonlaştırılması bu dersi günlük yaşamda bir işlevi olmayan bir ders görünümüne sokmaktadır. (Ergün ve Yapıcı 2007.)  Bu proje ile felsefe öğretmenleri ile dolaylı olarak felsefe dersi alan öğrenciler üzerinde ki bu statik durumun önüne geçilerek yerel kimliklerini ve kendine özgü yanlarının farkında olan dünya vatandaşı öğrenciler yetiştirilmesihedeflenmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı 2017 Felsefe Öğretim Programında Felsefe öğretiminde öğrencilerden beklediğimiz temel amaçlar şu şekilde belirlenmiştir.

  1. Felsefi terminoloji hakkında bilgi sahibi olmaları,
  2. Felsefenin cevap aradığı temel sorulara karşı farkındalık geliştirmeleri,
  3. Felsefi akıl yürütme becerilerini kullanarak felsefi sorulara verilen cevapları değerlendirmeleri,
  4. İnsan düşüncesinin felsefe tarihi boyunca ortaya koyduğu problemleri ve bunlara ilişkin çözümleri ana hatları ile kavramaları,
  5. Felsefenin temel sorularına filozofların ve felsefi yaklaşımların verdikleri cevapları analiz etmeleri,
  6. Felsefenin diğer disiplin alanlarıyla ilişkisini kavramaları,
  7. Felsefenin güncel hayatla ilişkisini kavramaları,
  8. Felsefenin bireysel ve toplumsal rolünü kavramaları,
  9. Tartışma kültürünü geliştirebilmeleri,
  10. Düşüncelerini ifade ederken kavramları doğru ve yerinde kullanabilmeleri, ifade ettiği düşüncelerin tutarlı ve temellendirilmiş olmasına özen göstermeleri amaçlanmaktadır.

Bu genel amaçlarla birlikte felsefe eğitiminde felsefeye özgü Felsefi Kavram ve Bilgi Edinimi, Akıl Yürütme, Sorgulama, Argümantasyon, Analitik Düşünme, Eleştirel Düşünme, İfade ve Yazma Becerisi, Felsefi Okuryazarlık,Özgün Fikirler Üretme gibi özel kazanımlarında uygulanmasını hedefledik. Eğitim sistemimizde, felsefe eğitiminde takip edilen yöntemlerin yukarıdaki kazanımları karşılamada yetersiz kaldığı bilinmektedir. Felsefe dersinin genel amaçlarıyla kazandırılmak istenen temel becerilerin öğrencilere tam anlamıyla kazandırılamamasında önemli olan iki etkenden söz edilebilir. İlki üniversiteye girişlerin çoktan seçmeli sınavlara dayalı olması.  İkincisi, felsefe öğretmenlerinin kullandıkları öğretim yöntem ve teknikleridir. Genel anlamda derslerde anlatım, not aldırma, soru-cevap gibi yöntemleri uygulayan felsefe öğretmenleri, ölçme araçları olarak da klasik yazılı ve çoktan seçmeli testleri kullanmaktadırlar. Son yıllarda Milli Eğitimi bakanlığının politikalarında meydana gelen değişimlerle birlikte,  Bilişsel, duyuşsal ve psikomotor becerilerin değerlendirilmesinde bireysel veya grup çalışması şeklinde düzenlenmiş performans çalışmaları ve projelerden yararlanılmaktadır.  Bunlar yapılandırılırken verilen görevlerin, gerçek hayat durumlarıyla ve diğer disiplinlerle ilişkilendirme yapılmasına, öğrencilerin daha üst öğrenim kurumlarında ve sonraki yaşantılarında kullanabilecekleri yazılı ve sözlü iletişim, araştırma yapma, iş birliği yapma, tasarım yapma, sunum yapma, rapor hazırlama, kaynak kullanma gibi becerilerini kullanmaya ve geliştirmeye teşvik edici olmasına dikkat edilmelidir. Oysa meslekte 10. yılın üzerindeki öğretmenler bu süreçleri takip etmekte zorlanmaktadırlar. Bu öğretmenlerin bireysel çabası yok ise, kurumsal destekli kendilerini geliştirici olanaklarla karşılaşmıyorlar.  Ortaöğretimde felsefe dersinin öğretiminin değerlendirilmesine yönelik yapılan bir çalışmada alınan öğrenci görüşlerinde felsefe öğretiminde öğretmenler en çok anlatım yöntemi (%=45) kullanılmaktadır. Daha sonra anlatım yöntemini soru-cevap yöntemi (%=27) ve yazdırma yöntemi (%=12) izlemektedir (Dombaycı,2008).Öğretmenlerin felsefe dersi öğretiminde kullandıkları yöntem ve tekniklere ilişkin görüşlerinde öğrenci görüşlerine paralel olarak ilk iki sıra anlatım yöntemi (%=68) ve soru-cevap yöntemi (%=16)’dir. Üçüncü sırada öğretmenler öğrencilerin belirttiği yazdırma yöntemine karşın tartışma yöntemini (%=6) kullandıklarını belirtmektedirler (Dombaycı, 2008). Öğretmen adaylarının felsefe dersine yönelik görüşlerinin belirlendiği çalışmada felsefe öğretimine yönelik sorunlardan bazıları: Felsefe dersinin konularının çok soyut olduğu (%95), konuların güncel yaşama göre olmadığı (%92), öğretmenler öğrenci seviyesine uygun anlatamadığı (%80), ezbere yönelik bir ders yapıldığı (%77), çoğunlukla kişilerin görüşleri üzerinden dersin işlendiği (%76) ve derslerin çok monoton işlendiği (%73) olarak belirtilmiştir. (Ergün ve Yapıcı, 2007). Genel olarak öğretmen ve öğrenci görüşlerinde olduğu gibi felsefe dersinin işlenişinde anlatım yöntemi kullanılarak bilgiler öğrencilere aktarılmaya çalışılmaktadır. Felsefe dersinde ele alınan soyut konuların öğrencilerin algılamasında zorlanmasına karşı olarak yaşamın içinde karşılaşılan problemlerle ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Günlük yaşamdaki konularla içi içe olan birey düşünme yetisini kullanmanın inceliklerini öğrenerek öğrenmenin merkezinde sorunlara kendi bakış açısıyla çözümler üretebilen, bilgiyi kullanabilen, düşünmeye ve araştırmaya istekli bir şekilde felsefe dersinin kazandırmak istediği genel amaçları kazanmış olur. Böylelikle felsefe öğretimindeki ezbere dayalı, öğrenciyi pasif duruma getiren, konuları çok soyut olduğu, yaşamla ilişkisi kurulamayan, yaratıcılığın ve sorgulamanın desteklenmediği bir eğitim anlayışından sıyrılmış olunur (Kefeli, 2011). Felsefe dersini alan öğrencilerin bu derse karşı olumlu tutum geliştirmesini sağlayacak kazanımları kapsayacak etkinlikler oluşturulmalıdır.

Milli Eğitim Bakanlığı 2017 Felsefe Öğretim ProgramındaFelsefeöğretiminde kullanılması istenen yöntem ve tekniklerin ortak özellikleri şu şekildedir;

  1. Öğrenme-öğretme sürecinin anlamlı olabilmesi için, öğrencilerin bireysel farklılıkları (ilgi, öğrenme ihtiyacı, hazır bulunuşluk düzeyi, vb.) tespit edilmeli, öğretim yöntem ve teknikleri belirlenirken bu farklılıklar göz önünde bulundurulmalıdır.
  2. Yeni bilgilerin günlük hayatta karşılığını bulması önemlidir. Bu bakımdan öğrencilerin öğrendiklerini çeşitli hayat durumlarında ve farklı disiplin alanlarında nasıl kullanabileceklerini kavramalarını sağlayan etkinlik ve çalışmalar yapılandırılmalıdır
  3. Öğrenciler sınıf ortamına doğal ve içten bir merakla gelirler. Öğrenme ortamına bireysel ilgileri ve yeteneklerinin yanı sıra çeşitli kişisel ve kültürel deneyimlerini, toplumsal birikimlerini açığa çıkarak şekilde planlanmalıdır.
  4. Öğrencilerin toplumsal ve evrensel değerleri keşfetmelerine fırsat sağlayan, değerleri benimseyerek tutum ve davranışa dönüştürmelerini destekleyen bir öğrenme öğretme ortamı oluşturulmalıdır.
  5. Öğrenme öğretme sürecinde öğretmenler ve öğrencilerin birbirini tamamlayıcı sorumluluklara sahip oldukları göz önünde bulundurulmalı, öğrenciler kendi öğrenmelerinin sorumluluğunu almaları ve öz değerlendirme yapmaları hususunda teşvik edilmelidir.
  6. Tek bir öğrenme öğretme yaklaşımına bağlı kalınmamalıdır. Öğrencilerin bireysel farklılıkları, süreç içerisindeki gelişimleri ve ilerlemeleri dikkate alınarak farklı ve çeşitli öğretim strateji, yöntem ve tekniklerinden yararlanılmalı, süreç içinde yapılan gözlemler doğrultusunda yeri geldiğinde bunlarda değişikliğe gidilmelidir. Farklı öğrenme stillerine hitap eden, kazanımlarda belirtilen bilgi ve becerilerle tutarlı, öğrencilerin akademik ve teknik konuları özümsemelerine yardımcı olan,ilgi ve yeteneklerini geliştirmeye yönelik çeşitli öğretim stratejilerinden faydalanılması, öğrencilerin üst eğitim kurumlarında ve kariyerlerinde başarı şanslarını arttıracaktır.
  7. Öğrenme öğretme sürecinde mümkün olduğunca bilgi ve iletişim teknolojilerinden yararlanılmalıdır. Bu teknolojilerin kullanılması öğrenme öğretme ortam ve uygulamalarını zenginleştirirken aynı zamanda öğrencilerin öğrenmesini destekleyecektir.
  8. Dersin işlenişinde ve uygulamalarda görsel iletişim araçlarına yer verilmeli; slayt, bilgisayar, televizyon, etkileşimli tahta, İnternet, EBA içerikleri vb. etkin olarak kullanılmalıdır. Kazanımlarla ilgili belgesel, film, simülasyon vb. materyallerden yararlanılmalıdır. Teknolojik araç ve gereçler kullanılırken gizlilik, bütünlük ve erişilebilirlik göz önüne alınmalı ve İnternetin güvenli kullanımı konusunda gerekli uyarılar yapılmalı ve tedbirler alınmalıdır. Dijital kaynakların, özellikle İnternetten sağlanan içeriklerde intihal yapılmaması, etik kurallara ve telif haklarına riayet edilmesi hususlarında duyarlı olunmalıdır.

Her ne kadar son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığının politikaları aktif öğretme ve yenilikçi öğretme yöntemleri üzerine kurgulansa da, mesleklerinde 10. İla 25. yılı arasında olan öğretmenlerin öğrencileri üzerinde etkili olmaları mümkün görünmüyor. Bu nedenle Felsefe Kazan Biz Kepçe Projesine ihtiyaç duyulmuştur. Projenin tamamlanmasıyla amaçlanan hedeflere ulaşılacağı düşünülmektedir. Böylelikle yeni öğretim ve tekniklerin uygulamalı olarak kullanılmasıyla oluşturulacak öğrenme ortamlarının yaygın olarak kullanılmasına katkıda bulunulacaktır. Bununla da yetinmeyip sürecin takibi, yaygınlaştırılması ve sürdürebilir olması hayati önem arz etmektedir.

Çalışma,felsefe eğitiminde öğretmenlerin yeni yöntem ve teknikleri kullanma becerilerinin geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir olması üzerine kuruludur. Teknolojinin günlük hayatımızda ki önemi düşünüldüğünde, mobil uygulamalar ve e-öğrenme metotları felsefe eğitimi sırasında kullanılacaktır. 

Felsefe öğretiminde yaşanılan toplumdan ve dünyanın sorunlarından uzak bir şekilde ele alınan öğretim yöntemleri günümüz eğitim anlayışlarıyla uyuşmamaktadır. İnsanı ilgilendiren demokrasi, adalet, iyilik, güzellik vb. kavramlar ele alınırken güncel yaşamdan uzak kalınarak sadece kavramsal bazda ele alındığında öğrenciler için sıkıcı ve gereksiz bilgi halinde gelmektedir. Aktif öğrenme yaklaşımı; öğrencileri pasif alıcılar değil, öğrenerek kendi yaşamlarını şekillendiren bireyler olarak görmektedir. Öğrenciler sınıfta dinlemekten daha fazla şeyler yapmalıdırlar; okumalı, yazmalı, konuşmalı, tartışmalı, geniş yaşantıları ile bağlantılar kurmalı, edindiği bilgiyi günlük yaşamında uygulamalı ve problem çözmelidir.  Projede, Felsefe dersinde kullanılacak öğretim teknikleriyle dersin içeriğine ve kapsamına uygun olarak öğrencileri daha aktif hale getirerek felsefe problemleri üzerinde düşünebilen ve olaylara bağımsız bakabilen bireyler yetiştirmek amaçlanmaktadır. Bu nedenle drama, felsefi metinlerden yaralanma, bilgisayar destekli öğrenme, e-öğrenme, mobil uygulama,  tiyatrolu eğitim çalışmaları, grup çalışmaları, gözlem ve arazi çalışmaları kullanılacaktır. 

Proje etkinliklerinin yapılacağı coğrafya Felsefe Eğitimi açısından oldukça önemlidir. Felsefi düşünce,  ilk olarak M.Ö. 7.yy’da İyonya uygarlığında (Anadolu’da bugünkü İzmir ve Aydın illerinin sahil şeridine Antik Çağ’da verilen addır.) önemli bir ticaret merkezi ve liman kenti olan Miletos (Milet) kentinde ortaya çıkmıştır. İyonya’dan önce Mısır, Mezopotamya, Çin, Hindistan ve Türklerde önemli düşünce sistemleri vardı. Fakat bu düşüncelerin yapılarında dini ve mistik (mitolojik) öğeler yer aldığı için felsefe düzeyine erişememişlerdir. İyonya düşünce sisteminin felsefe olarak nitelendirilmesinin temel nedeni, düşünce sisteminin dini ve mitolojik açıklamalar içermeyip akla dayalı olmasıydı. Buradan anlaşılacağı üzere, etkinliklerin yapılacağı, Söke, Milet , Priene ve Efes felsefi düşüncenin coğrafi açıdan kaynağıdır. Katılımcı öğretmenler, ders kitaplarında ve felsefi kaynaklarda okudukları bölgeleri gözlemleme ve bu bölgelerde çalışma imkanı bulacaklardır.